Sanayi tesisleri, fabrikalar, AVM’ler, lojistik merkezleri ve büyük ölçekli işletmeler için elektrik bakım hizmetleri; yalnızca arıza anlarında başvurulan bir destek değil, işletmenin sürekliliğini doğrudan etkileyen stratejik bir süreçtir. Elektrik altyapısında yaşanabilecek en küçük aksaklık dahi üretim kayıplarına, iş güvenliği risklerine ve ciddi maliyetlere yol açabilir.
Bu nedenle işletmelerin karşısına sıkça şu kritik soru çıkar: Elektrik bakım hizmeti iç ekip ile mi yürütülmeli, yoksa dış kaynak (outsourcing) tercih edilmeli mi?
Bu yazıda, iç ekip ve dış kaynak elektrik bakım modellerini tüm yönleriyle ele alıyor; maliyet, güvenlik, mevzuat uyumu ve sürdürülebilirlik açısından hangi işletme için hangi seçeneğin daha doğru olduğunu detaylı şekilde inceliyoruz.
Elektrik sistemleri, işletmelerin adeta sinir sistemi gibidir. Üretim hatlarından ofis alanlarına, güvenlik sistemlerinden makine parkurlarına kadar tüm süreçler elektrik altyapısına bağlıdır. Elektrik bakımının düzenli ve profesyonel şekilde yapılmaması durumunda;
- Plansız üretim duruşları
- Makine ve ekipman arızaları
- İş kazaları ve yangın riskleri
- Yasal yaptırımlar ve idari cezalar
- Sigorta geçersizliği gibi ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir
Bu riskler göz önüne alındığında, elektrik bakım hizmetinin “kim tarafından ve nasıl” yürütüldüğü işletmeler için kritik bir karar haline gelir.
İç Ekip ile Elektrik Bakım Hizmeti Nedir?
İç ekip modeli, işletmenin kendi bünyesinde tam zamanlı elektrik teknisyeni, elektrik teknikeri veya elektrik mühendisi istihdam etmesi anlamına gelir. Bu ekip, işletmenin günlük elektrik bakım, arıza ve kontrol süreçlerinden sorumludur.
Genellikle çok büyük üretim tesislerinde veya 7/24 çalışan ağır sanayi işletmelerinde tercih edilen bir modeldir. İç ekip sayesinde işletme, kendi personeliyle anlık müdahale imkânına sahip olur.
Ancak bu model her işletme için avantajlı değildir.
İç Ekip Modelinin Avantajları
İç ekip ile çalışmanın bazı durumlarda sağladığı avantajlar vardır. Personelin işletmeyi tanıması, tesisin altyapısına hâkim olması ve sürekli sahada bulunması hızlı müdahale açısından olumlu bir durumdur.
Ayrıca bazı işletmeler, kritik üretim süreçlerinde dışarıdan erişimi sınırlamak amacıyla iç ekip tercih edebilir. Bu durum özellikle savunma sanayi veya yüksek güvenlikli tesislerde görülebilir.
İç Ekip Modelinin Dezavantajları ve Riskleri
İç ekip kurmanın görünmeyen ancak ciddi yükler getiren birçok dezavantajı vardır.
Öncelikle personel maliyetleri oldukça yüksektir. Maaş, SGK primleri, izinler, vardiya düzenlemeleri ve olası fazla mesailer işletmenin sabit giderlerini artırır. Bununla birlikte personelin sürekli eğitim alması, yeni yönetmeliklere uyum sağlaması ve sertifikasyon süreçlerinin takip edilmesi gerekir.
Elektrik mevzuatı ve yönetmelikler sürekli güncellenmektedir. OG–AG tesisleri, trafo merkezleri ve yüksek gerilim işletme sorumluluğu gibi alanlarda iç ekiplerin her zaman güncel bilgiye sahip olması zorlaşabilir. Bu da denetimlerde risk oluşturur.
Ayrıca iç ekipler genellikle belirli bir uzmanlık alanına sahiptir. Topraklama ölçümleri, termal kamera kontrolleri, OG testleri veya kapsamlı raporlama gerektiren süreçlerde dış destek ihtiyacı doğabilir.